Bu kitap, tarihe alışılmış bakış açılarına sıkışmadan, bir devrime ve onun köklerine, idare biçimlerine ve
geleceğe dair etkilerine odaklanma davetidir. Burada sunulanlar bir kabul dayatması değil; aksine, ciddiyetle
tartışılması gereken fikirlerdir. Okuyucudan beklenen, yalnızca anlatılanları izlemek değil, onları sorgulamak
ve tartışmaktır. Hakikat, ancak böyle bir çabayla belirginleşir.
İslam devrimi, kendi coğrafyasında ve döneminde doğmuş bir olgu olmasına rağmen, ortaya koyduğu felsefi,
düşünsel ve pratik yaklaşım ile sınırlarını aşmış bir realitedir
. Onun etkisi, yalnızca ideallerinin uygulanıp uygulanmaması, iktidarda kalıp kalmamasıyla sınırlı değildir.
Devrim, toplumsal hafızaya ve insanlık tecrübesine kaydolmuş; ortaya koyduğu değerler, mücadele ve fikirler
insanlığın ortak malı haline gelmiştir. Bugün, İslam devrimi, sadece kendi coğrafyasında değil, dünyanın farklı
yerlerinde, farklı zamanlarda etkisini gösterebilme potansiyelini taşır. Çünkü büyük fikirler, olaylar ve olgular,
doğdukları zaman ve yerde anlaşılmasa bile, başka ellerde ve başka zamanlarda yeniden etkilerini açığa
çıkarma kudretine sahiptir.